Feeds:
Posts
Comments

Archive for August, 2010

Başlıktanda anlayacağınız gibi bu yazının kahramanı TARKAN…

Uzunca bir sessizlikten sonra Tarkan sevenlerinin gösterdiği sabra ihanet etmedi ve hem kendisine hemde sevenlerine yaraşır bir albümle yaza damgasını vurdu. Albüm çıkmadan önce çeşitli medya kuruluşlarında yapılan “Tarkan şarkı bulamadığı için albüm çıkaramıyor…” gibi iki dünya bir araya gelse gerçek olmayacak masa başı haberlere herzamanki gibi kendi asilliğine yakışan şekilde sessiz kaldı ve cevabını 29 Temmuz’da tüm müzik marketlerin raflarının 3/4’ünü kaplayacak şekilde yerleştirilen albümüyle cevabını verdi…

Bu cevap öyle bir cevaptı ki; 13 bomba şarkıyla kendisi aleyhine konuşanların 13 sayısının kabusunu tekrar yaşamasına sebep oldu…OHHHH çokta iyi oldu… =)))

Gerisi…Gerisinde kalan pek birşey yok…Zaten artık bu güzelliği sabırsızlıkla bekleyen, tüm söylediklerinden sonra cevabını alan, almak istemese de bu gerçekten kaçamayan herkesin dilinde olan sözlerle tekrar hayatımızda… Favori parçalarımı saymaya başlamayacağım; çünkü albümün 13 parçasını da buraya yazmanın bir alemi yok diye düşünüyorum. =D

İşte tamda bu sebepten dolayı her ne kadar Tarkan’ın bu uyarıya ihtiyacı olmasada kendisinin de albümlerinin karşısında hakettiği kalitede rakipler bulabilmesi için özellikle müzik dünyası için bir slogan haline gelen “KORSANA HAYIR” sözünü bir kez daha yinelemek istiyorum…


Ve yazımın sonunda albümün ilk konseri olan Harbiye Açık Hava Sahnesi’ndeki konserinden “İşim Olmaz” adlı şarkısı ve canlı performansıyla baş başa bırakıyorum…

Eeee….Artık albümü alıp; şarkıların geri kalanını da siz dinlersiniz…
Hepinize müzik dolu günler…

Read Full Post »

Adını belki duymuş olabileceğiniz bir genç, ünlü müzisyen olma rüyasını daha fazla ertelemek istemediğine karar vererek okuldan belge almıştı. Ama rüyası o kadar da çabuk gerçekleşmedi. Yirmi iki yaşına geldiğinde, yanlış bir karar verdiğinden korkmaya başlamıştı. Belki de onun müziğini hiçbir zaman, hiç kimse sevmeyecekti. Barlarda piyano çalıyordu, cebinde meteliği yoktu. Evsiz de kaldığı için geceleri çamaşırhanelerde sabahlıyordu.

Büsbütün parçalanmasını önleyen tek şey, romantik ilişkisiydi. Ama o sırada, sevgilisi de onu bırakmaya karar verdi. Kızın gidişi, onu uçuruma iten son etken oldu. Bir daha onun kadar güzel bir kadın bulamayacağına odaklandı. Bu durum ona bir yek şey ifade ediyordu; hayatı artık bitmişti. İntihar etmeye karar verdi. Bereket versin bunu yapmadan önce elindeki opsiyonları yeniden bir düşündü, akıl hastanesine yatmayı seçti. Orada geçirdiği zaman içinde, esas sorunların en olduğu konusunda bazı referanslar edindi. Sonradan sık sık, “Ahh, bir daha asla o kadar aşağıya kaymayacağım,” derdi. Bugün ise, “Attığım en iyi adımlardan biriydi, çünkü ne olursa olsun, ben artık hiçbir şey için kendime acıma yolunu seçmem,” diyor. “Bana olabilecek hiçbir şey, başka insanlarda gördüğüm bazı sorunların çapına ulaşamaz.”

Adanmışlığını diriltip uzun vadeli rüyasını yeniden kovalamaya başladı ve sonunda istediğine ulaştı. Adını mı bilmek istiyorsunu? Billy Joel.

Milyonlarca hayranı tarafından tapılan, süper model Christie Brinkley ile evlenen bu adamın, bir zamanlar müziğinin kalitesinden kuşku duyduğuna, giden sevgilisi kadar güzel bir kız bulamayacağına kaygılandığına inanabiliyor musunuz?

Unutulmaması gereken nokta, kısa dönemde imkansız görünen şeyin, uzun dönemde fenomen sayılacak bir başarıya ve mutluluğa dönüşebilmesidir.

PS: Tanrı’nın birşeyi ertlemesi, reddetmesi demek değildir.

Eveeeettt… Günün kutup yıldızı hikayemizin sonunda kahramanımız Billy Joel’den bir parçayla yazımızı sonlandıralım…Billy Joel ve The River of Dreams…

hadi bir tane daha…=)) Piano Man…

Read Full Post »