Feeds:
Posts
Comments

FORMAT or FOR-MAT…?

FORMAT insanı mı olmak istersiniz yoksa FOR-MAT insanı mı olmak istersiniz?Dürüst olun belli kalıpların içine gömülüp; hep aynı şeyleri tekrar edip; o formatın dışına çıktığında herşeyi yanlış kabul edenlerden misiniz?Yoksa sadece hayatı ve FORMAT insanını MAT etmek için yaşayan FOR-MAT lardan mısınız?Ben her daim FOR-MAT oldum,bundan sonrada öyle devam edicem kısmetse… 😀 …..Hayatın hep bana FORMATların MAT edildiği günleri göstermesi dileğimle…

Saygılarımla(ymış) (pehhhh 😛 )

H.S.K. !!!

Güne yıllar sonra gelen karla beraber uyanmak çok güzel bir duyguymuş :)… Neredeyse bu güzelliği unutmak üzereymişim :(.

Kahvaltı dahi edilmeden sinemaya gitmek için evden çıkılmasıyla başladı herşey. İlk olarak gidilecek alış-veriş merkezinin servisini beklemeye koyulundu.Ama ilk talihsizliğimiz o anla başladı.Servis gelmedi ve kıl bir taksicinin aracına binmek zorunda kaldık(kıllığı sonunda çıktı yoksa binmezdik tabiki 😛 ). Dışarı çıkılmasının amacı olan filme yani “avatar” a bir grup lise gençliğiyle beraber girdik ama açıkçası 14 yılda hazırlanan ve bütçesi 400 milyon $ ı aşan bir film olarak bana pek doyurucu gelmedi. Yazık olmuş diyebilirim onca paraya ama şunuda söylemeliyimki başından beri karşı olmama rağmen bir sinema sever olarak izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Sadece hakkında olması gerekenden abartı yorumlar dolaştığını söylemeye çalışıyorum.

Neyse upuzun 3 saatin ardından film bitti ve üzerine tatlı niyetine yenen meyveli çikolata bardağından sonra (hımmm enfes bir lezzet 🙂 ) eve dönüş yolunda kullanılacak serviste olanlar oldu ve benim gözümden yaşların akmasına sebep olacak kadar gülünç olaylar yaşadık 😀
Kahramanlarımız 40 ve + yaşlarda pek girişken teyzeler; bazıları tanıdık(bizimle hiçbir alakaları yok 😀 ) birbirleriyle. Alışveriş merkezinin servis aracını pek güzel sahiplenen teyzemler boş gördükleri serviste tek oturmak isteyen çocuklarına “Otur otur..Ne de olsa servis bizim…N’olcak zaten bomboş baksana!” diyerek olaya bomba gibi bir giriş yaptı. Ardından çıkılan yolda hava muhalefetleri nedeniyle önümüzde giden yokuşta kalmış dolmuşun şöförüün ne acemiliğini bıraktılar nede “mal”lığını. Kendilerini herşeyin piri sanan teyzemler birde bizim şöföre akıl vermeye kalkınca ben koptum zaten.. 😀 Adamcağız artık duruma bağışıklık kazanmış olucakki ağzını açıp ne bir kelime söyle(yebil)di ne de traji komik bu duruma güldü 😀 Ben ise gülüşümün sesinin ön koltuktaki teyzemlere duyurmamak için kendimle pek neşeli bir savaş içerisindeydim. Yolculuğumuzun geri kalanında ne mi oldu? Ne siz sorun ne ben söyliyim 😀 Teyzemin tel konuşması güne damgasını vuran olay oldu benim açımdan 😀 Diyalog aynen şu şekilde gelişti:

Esas Kadın: Teyzem 🙂
Sanal Kadın: Telefonun diğer ucundaki kişi 😀

EK:Aşkımmmm…Nasılsın canım…
SK:…..
EK:Hayırdır!? MeSeNe ye demi giremiyorsun?
(Bizden ağzımız kapalı, içimizde patlayan bir kahkaha 🙂 )
SK: (sanırım evet diyor… )
EK:Canım bizde açalım mı? (neden bahsettikleri muallak)
SK:(sanırım hayır diye cevap veriyor)
EK:A-aaa ama millet çok eğleniyor…Hayvan falanda yetiştiriyorlarmış.

(HÖNKKKKK !!!! Olayın facebookta farmville olduğunu anladığım da artık kahkahamı ciğerlerimde tutamayacak noktaya gelmiş olduğumdan koyverdim gitti 😀 )

EK:Ben eklerim seni…
SK:…..
EK:Yok yok ben eklerim…Sen ekleme..
3. Kadın:Tamam tamam ben eklerim sizi
HÖNKKKK #2 ….(Artık kahkahalarımın  ve gözlerimden akan yaşların hiçbir şekilde önüne geçemez oldum )
Tam kendime geliyorum derken Sanal kadının derdine çözüm üretirken Esas Kadın olan teyzemin aklına gelen mühendis tanıdığı girdi bu seferde araya 😀

Ne alaka demeyin abimiz çok efendiymiş ama maalesef O’na yapıcak (başgöz etmekten bahsediyo teyzem kendi dilinde 😀 ) kız olsaymış keşke…Ve karşı taraftan gelen bir atakla teyzem ummadığı bir cevab alıyor…
3.Kadın:Senin kızı yapaydık o zaman!!!!!!!!!!


Neyseki teyzem ustaca bir manevrayla konuyu değiştiriyor ve
EK:”Evlendiği kızda tahsilsiz birşey;pekte salak…” deyiveriyor 😀

Yok abiside varmış ama onun durumu iyi değilmiş…miş…miş…..miş!Sülalenin seceresinide öğrenmiş olduk bu arada 😀 Traji son derece komik bu yolculuğumuz boyunca öğrenmiş olduğum şey şu(ki kendisi bizim jenerasyon için son derece önemli birşey!) Güzel Allah’ım sevdiği kullanırını H.S.K’dan koruyup; sevmediklerini ve bu dünyada cezalandırmak istediklerini H.S.K. ile cezalandırmalı…

Yinede hayatın güzel renklerinden biri olan H.S.K lar hep var olsun… ;D

Hayatınızın en kötü gününün bugün yağan kar taneleri kadar temiz ve güzel olmasını;aksi durumlarda H.S.K.ların gelip hayatınızı kurtarmasını diliyorum :)))) ( kendi çaplarında tabi )

PS:H.S.K nedir diye merak edenlere AÇILIMI şu oluyor; Historia Servisi Kadınları….
Sizin önerilerinize de açık bir açılımdır bu…Fikrinizi çekingen alıştırmayın 😉

“İLK”lerin Günü…

Bugün İLKlerin günü oldu benim için.
Evet…18/01/2010 Salı günü benim için İLKlerin günü…

İLK işimden ayrılmanın sonucunda İLK tazminatımı aldığım gün 🙂
İLK işimden sonra 2. işiminde İLK kez resmi olarak onaylandığı gün :))
Ve yılın İLK karı yağdı :)))
Bende doya doya sıcacık odamın camından o müthiş güzellikteki manzarayı seyrettim… :))))
Veeeeeeee İLK kez bu kadar kısa bir blog yazıyorum 😛


Ocak ayında yağmurlu bir pazar günü yapılacak en güzel şey sizce nedir bilemem ama benim en büyük zevkim sinemaya gitmek diyebilirim( gerçi söz konusu ben olunca 7/24 geçerli bir durum haline geliyor bu ama orasını karıştırmayalım şimdi 😉 ).Günün filmi “UP IN THE AIR” yani “AKLI HAVADA”.Büyük bir beklentiyle gittiğimiz çok saygı değer George Clooney’nin tüm eleştirmenler tarafından Golden Globe’a aday gösterilen filmi “UITA” gerçekten anlatılanlar kadar varmış.Şahsen bizzat kendim gittim ve izledim.Tabiki benimle beraber film izlemesini çok sevmeyen ya da çok film izlemesini sevmeyen ablamla beraber.Kendisi son derece eleştirel bir bakış açısına sahip olmasına rağmen bu filmi beğendiyse ben diyorumki Golden Globe a hiç gerek yok.Bu film tamamdır. 😉

İşte fragmanlarından bir tanesi;

Film müthiş bir parçayla giriş yapıyor.Zaman zaman sizi içine çeken; zaman zamanda pat diye içinizden çıkmak için can atan kahkahalarla birden gerçek dünyaya döndüren filmin sonunda hayata dair pek çok düşünceye dalıveriyorsunuz ve sinemadan çıkmanızın üzerinden 4 ya da 5 saat geçmesine rağmen hala sıcak sıcak eleştirilerde bulunmanıza sebep olabiliyor.Son zamanlarda izlediğim sayılı etkileyici filmlerden biriydi;bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Aile, sevgi, yalnızlık, iş hayatı, gençlik,teknoloji, beklentiler, seçtiklerimiz ve seçemediklerimiz ve tüm bunlarla ilişkilerimiz üzerine; ilişki kurmaya hazır bir adamın hikayesini anlatan eğlenceli ve etkileyici bir film…


Filmde bireysel tercihlerin yanı sıra aile bağları hakkında farklı bakış açılarını yansıtırken,nesiller arası düşünce farklılığı da çok açık ve kesin bir şekilde dile getirilmiş; birde şu varki tatil ya da iş için olsun çoğu kişiye işkence gibi görünen, aslında en güzel ve unutulmaz anların yaşandığı yolculuk hazırlıkları ve havalimanı prosedürlerine dair çok önemli ip uçlarını size sunuyor. 😉 (Asyalılara dikkat 😉 )

Ama en önemlisi de şu ki; insanlar yıllarca kendilerine bir yol çiziyorlar ve o yolda geçen yılları kendilerine belirledikleri bazı hedeflere yaklaşmak için atılan bir adım olarak sayarken; sırf başkaları ve belkide çoğu(!) insan öyle yaptığı, davrandığı ya da yaşadığı için doğruymuş(!!) gibi empoze edilip; birden kendi hayatındaki eksiklikleri farkederek onca çabayı,geçen yılı hiçe sayıp bütünüyle farklı bir yola sapmak için attığı en zor ve belkide en büyük adımda aldığı sonuçlar neden hep yolunu kaybetmek olur;yoksa hayat dediğin esasen bu mudur? “THE UGLY TRUTH” misali 😦 İnsan ilişkileri kadar karmaşık hatta karmakarışık bir konu varmıdır bilemiyorum.Aslında bana göre hayat dediğinde bu tek kelimeyle tanımlanabilir- İLİŞKİ- İstediğiniz ya da istemediğiniz herkesle ve de herşeyle… 😉

Bu kadar derin konulardan sonra bir başka fragman fena olmaz öyle değil mi? 😉


Sizin hayatınız UITA modunda mı ilerliyor bilemem ama UITA  Oscar’ın habercisi Golden Globe yolunda emin adımlarla ilerliyor… 😉

UITA’ın sonunu gördük sırada bu akşamın sonucu var ve ben merakla bekliyor olacağım… 😀
(A-aaa Birde tam sinemadan çıkarken geleceğimi görmüş oldum bugün… :D))) )
Bu güzel günde emeği geçen herkese teşekkürler ;D
Sizi soundtracklerden biri olan “Sad Brad Smith-Help Yourself ” ile başbaşa bırakıyorum… 😉

Hepinizin en kötü günü benim geçirdiğim bu pazar gibi olur umarım… :))

Şarkı güzel sözleri ondan da güzel… :))
Bu seferlik Natasha Bedingfield’ın söylediği bu şarkıyı, klibini ve özelliklede sözlerini uygun buldum.Umarım sizinde hoşunuza gider.Aslında bu parçayı ben “The Ugly Truth” filminin bir sahnesinde dinledim ilk kez…Sahneye oldukça uygun bir parçaydı.Şimdide benim hayatımın sahnesine uyuyor mu ne!? 😀
İşte sözleri ;

I got a pocket,
Got a pocket full of sunshine
I got a love an’ I know that it’s all mine
Oh, oh whoa oh
Do what you want,
But you never gonna break me,
Sticks an’ stones are never gonna shake me
No, oh whoa, oh

[Chorus]
Take me away (take me away)
A secret place (a secret place)
A sweet escape (a sweet escape)
Take me away (take me away)
Take me away (take me away)
To better days (to better days)
Take me away (take me away)
A hiding place (a hiding place)

[Interlude]
I got a pocket,
Got a pocket full of sunshine
I got a love an’ I know that it’s all mine
Oh, oh whoa, oh
Do what you want,
But you never gonna break me,
Sticks an’ stones are never gonna shake me
No, oh, whoa oh

I got a pocket,
Got a pocket full of sunshine
I got a love an’ I know that it’s all mine
Oh, oh whoa, oh

Wish that you could,
But you ain’t gonna own me
Do anything you can to control me
No, oh No-o

[Chorus]
Take me away (take me away)
A secret place (a secret place)
A sweet escape (a sweet escape)
Take me away (take me away)
Take me away (take me away)
To better days (to better days)
Take me away (take me away)
A hiding place (A hiding place)

[Hook]
There’s this place that I go
Where nobody knows
Where the rivers flow
And I call it home
And there’s no more lies
And the darkness is light
And nobody cries
There’s only butterflies

[Chorus 2x]
Take me away (take me away)
A secret place (a secret place)
A sweet escape (a sweet escape)
Take me away (take me away)
Take me away (take me away)
To better days (to better days)
Take me away (take me away)
A hiding place (a hiding place)

Take me away (take me away)
A secret place (a secret place)
A sweet escape (a sweet escape)
Take me away (take me away)
Take me away (take me away)
To better days (to better days)
Take me away (take me away)
A hiding place (a hiding place)

[Chorus & Interlude MIX]
Take me away (take me away)
A secret place (a secret place)
A sweet escape (a sweet escape)
Take me away (take me away)
Take me away (take me away
To better days (to better days)
Take me away (take me away)
A hiding place (a hiding place)

I got a pocket,
Got a pocket full of sunshine
I got a love and I know that it’s all mine
Oh, oh, oh
I got a pocket,
Got a pocket full of sunshine
I got a love and I know that it’s all mine
Oh, oh, oh

The sun’s on my side
Take me for a ride
I smile up to the sky
I know I’ll be alright

The sun’s on my side
Take me for a ride
I smile up to the sky
I know I’ll be alright

So, is there anybody who can take me away? 😉

3’ü 1 arada ;D

Dünyaca ünlü şarkıcılardan “3’ü 1 arada” hizmeti almak kulağa nasıl geliyor?Bence hiçte fena değil ;D Aslında uzunca bir süredir planladığım ve sizinle paylaşmak istediğim bir bölümdü “3’ü 1 arada“.İçerik çok basit; aklıma estiği gün/an çok beğendiğim, yeni keşfettiğim(-ki aslında kendisi eski de olabilir) ya da paylaşıldığı süreçteki ruh halimi yansıtabilecek şarkıları, bu şarkıların sözlerini ve eğer mevcutsa kliplerini sizlerle paylaşacağım…Sizinde içinizden gelirse lütfen orda kalmasına izin vermeyin… 😉

İşte ilk 3’ü 1 aradanız “Laura Pausini“den geliyor “it’s not goodbye“…Ruh halimle hiç bir alakası yok, sadece video ararken karşıma çıkmış bir parçadır.Kulağıma hoş geldiği için paylaşayım dedim. 🙂 Şarkının klibi olmadığından sözlerininde içinde olduğu bu videoyu paylaşmayı uygun gördüm.Sizde bir dinleyin derim. 😉

16-23/10/09 da vizyonda…

Ekim’in 16 sında vizyona giren film sayısı oldukça fazla.Tam 7 film gösterime girdi.Bakalım hangileri ilgimizi çekip sinema salonlarını doldurmamızı sağlayacak?
İlk film olarak  “Okyanus Dünyası 3D” karşımıza çıkıyor.200 saatlik çekimler sonunda tam 7 yılda tamamlanan filmde son zamanlarda hem yapımcılar hemde izleyenler tarafından oldukça tercih edilen bir özellik olan 3D de kullanılmış.Filmin prömiyeri Cannes film festivalinde yapıldı.Film boyunca Avustralya’daki “Great Barrier” resifinden Meksika’daki “Roca Partida”ya kadar farklı okyanuslardaki köpek balıklarının hayatına şahit olacakmışız.Bu yapıma film demek ne derece doğru bilemiyorum daha çok belgesel türünde bir yapım gibi geldi bana ama bakalım gidenler ne kadar memnun ayrılacak ?İşte fragmanı;izlemeden gitmeyin derim.

İkinci filmimiz haftanın tek Türk yapımı “Nefes:Vatan Sağolsun“.Film, 2365 metre yükseklikteki Karabal Jandarma Karakolu’nu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki kırk askerin hikayesidir.Günümüzdeki siyasi ve sosyal olayları gözönünde bulunduracak olursak filmin zamanlaması çok başarılı gibi duruyor.Ayrıca netten edindiğim bilgileride sizinle paylaşmak isterim ki o da şu;”… film 3’üncü gününde 334 bin 215 izleyici rakamına ulaştı. Nefes böylelikle bu yaz gösterime giren filmler arasında hafta sonu en iyi açılış yapan film rekorunu kırarak büyük bir başarıya imza attı. Ayrıca Nefes’in fragmanı, film vizyona girmeden internette son bir ayda 2 milyon kişi tarafından izlenmişti.”Bu bilgiden sonra sıra fragmanda;

Korku filmlerinden hoşlananlar için güzel bir haber:”Drag Me To Hell“,Türkçe adıyla “Kara Büyü”.Film adıyla zaten konusu gayet güzel özetlemiş durumda o yüzden konusuyla ilgili bilgi vermeme gerek yok gibime geliyor.Imdb tarafından 7.4 alan film, izleyici yorumlarından anladığımız kadarıyla seyircisini de oldukça etkilemişe benziyor.Fragmanına bir bakın isterseniz:

İşte geldik haftanın en iddialı filmine.Bir Pixar şaheseriyle daha karşı karşıyayız.Her filminde seyircinin beklenti çıtasını bir birim daha yukarı çıkaran pixar, fragmanıyla bile insanı büyüleyen yeni filmi “Up” ile bunu bir kez daha başarıyor ve sizlere kahkaha dolu 1sa 36 dk vaad ediyor.En ünlü video sitesilerinde fragmanı 2.250.00 civarında izlenmiş olan up sizi harika bir komediye daha davet ediyor.Film fanatikleri ve tabiki pixar hayranları tarafından da kesinlikle kaçırılmaması gereken bir film.Film, gençlere ve genç kalanlara… İyi seyirler… 😉

Taking Woodstock” “Özgür Woodstock”.Gerçekten farklı bir film.Gerçek bir hikayeden esinlenilmiş olması ona bu özelliği katıyor olabilir.Ama film severler için farklı bir heyecan hiçte fena olmaz değil mi!?Filmde “PS: i love you” dan da tanıdığımız Jeffrey Dean Morgan da rol alıyor.Filmin konusu kısaca şöyle;yıl 1969… Greenwich Köyü’nde yaşayan bir iç mimar olan Elliot Tiber, köhne bir motelde yaşayan ebeveynlerine yardım etmek için El Monaco’ya geri dönemk zorunda kalır. Banka evlerine haczetmek istemektedir, sigorta borcunu ödeyemeyen babaları ise evi yakma niyetindedir. Komşularından yakında hippilerin bir müzik festivali düzenleyeceği haberini alan Elliot yapımcıları arar. Niyeti köhne otellerinden bir miktar para kazanabilmektedir. Yaklaşık 3 hafta sonra yarım milyon insan çok yakınlarındaki arazide toplanmıştır. Bu Elliot için bir kuşağın yaşamını, kültürünü keşfetme fırsatı yaratacaktır.Nasıl?Cazip geldi mi?Birde fragmana bakın bakalım 😉

Haftanın son iki filmi de şöyle;”Children Of Glory” yani “Zafer Çocukları” ve “Coco Chanel & Igor Stravinsky” “Büyük Aşk” .Bu hafta boş zamanınızı değerlendirebileceğiniz çok güzel fırsatlarınız var.Ne yapmalıyım diye düşünmeyin;farklı dünyalara adım atın derim ben 😉
Herkesin güzel vakitler geçirmesini dilerim…
İyi Seyirler….