Feeds:
Posts
Comments

Posts Tagged ‘fragman’


Ocak ayında yağmurlu bir pazar günü yapılacak en güzel şey sizce nedir bilemem ama benim en büyük zevkim sinemaya gitmek diyebilirim( gerçi söz konusu ben olunca 7/24 geçerli bir durum haline geliyor bu ama orasını karıştırmayalım şimdi 😉 ).Günün filmi “UP IN THE AIR” yani “AKLI HAVADA”.Büyük bir beklentiyle gittiğimiz çok saygı değer George Clooney’nin tüm eleştirmenler tarafından Golden Globe’a aday gösterilen filmi “UITA” gerçekten anlatılanlar kadar varmış.Şahsen bizzat kendim gittim ve izledim.Tabiki benimle beraber film izlemesini çok sevmeyen ya da çok film izlemesini sevmeyen ablamla beraber.Kendisi son derece eleştirel bir bakış açısına sahip olmasına rağmen bu filmi beğendiyse ben diyorumki Golden Globe a hiç gerek yok.Bu film tamamdır. 😉

İşte fragmanlarından bir tanesi;

Film müthiş bir parçayla giriş yapıyor.Zaman zaman sizi içine çeken; zaman zamanda pat diye içinizden çıkmak için can atan kahkahalarla birden gerçek dünyaya döndüren filmin sonunda hayata dair pek çok düşünceye dalıveriyorsunuz ve sinemadan çıkmanızın üzerinden 4 ya da 5 saat geçmesine rağmen hala sıcak sıcak eleştirilerde bulunmanıza sebep olabiliyor.Son zamanlarda izlediğim sayılı etkileyici filmlerden biriydi;bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Aile, sevgi, yalnızlık, iş hayatı, gençlik,teknoloji, beklentiler, seçtiklerimiz ve seçemediklerimiz ve tüm bunlarla ilişkilerimiz üzerine; ilişki kurmaya hazır bir adamın hikayesini anlatan eğlenceli ve etkileyici bir film…


Filmde bireysel tercihlerin yanı sıra aile bağları hakkında farklı bakış açılarını yansıtırken,nesiller arası düşünce farklılığı da çok açık ve kesin bir şekilde dile getirilmiş; birde şu varki tatil ya da iş için olsun çoğu kişiye işkence gibi görünen, aslında en güzel ve unutulmaz anların yaşandığı yolculuk hazırlıkları ve havalimanı prosedürlerine dair çok önemli ip uçlarını size sunuyor. 😉 (Asyalılara dikkat 😉 )

Ama en önemlisi de şu ki; insanlar yıllarca kendilerine bir yol çiziyorlar ve o yolda geçen yılları kendilerine belirledikleri bazı hedeflere yaklaşmak için atılan bir adım olarak sayarken; sırf başkaları ve belkide çoğu(!) insan öyle yaptığı, davrandığı ya da yaşadığı için doğruymuş(!!) gibi empoze edilip; birden kendi hayatındaki eksiklikleri farkederek onca çabayı,geçen yılı hiçe sayıp bütünüyle farklı bir yola sapmak için attığı en zor ve belkide en büyük adımda aldığı sonuçlar neden hep yolunu kaybetmek olur;yoksa hayat dediğin esasen bu mudur? “THE UGLY TRUTH” misali 😦 İnsan ilişkileri kadar karmaşık hatta karmakarışık bir konu varmıdır bilemiyorum.Aslında bana göre hayat dediğinde bu tek kelimeyle tanımlanabilir- İLİŞKİ- İstediğiniz ya da istemediğiniz herkesle ve de herşeyle… 😉

Bu kadar derin konulardan sonra bir başka fragman fena olmaz öyle değil mi? 😉


Sizin hayatınız UITA modunda mı ilerliyor bilemem ama UITA  Oscar’ın habercisi Golden Globe yolunda emin adımlarla ilerliyor… 😉

UITA’ın sonunu gördük sırada bu akşamın sonucu var ve ben merakla bekliyor olacağım… 😀
(A-aaa Birde tam sinemadan çıkarken geleceğimi görmüş oldum bugün… :D))) )
Bu güzel günde emeği geçen herkese teşekkürler ;D
Sizi soundtracklerden biri olan “Sad Brad Smith-Help Yourself ” ile başbaşa bırakıyorum… 😉

Hepinizin en kötü günü benim geçirdiğim bu pazar gibi olur umarım… :))

Read Full Post »

Ekim’in 16 sında vizyona giren film sayısı oldukça fazla.Tam 7 film gösterime girdi.Bakalım hangileri ilgimizi çekip sinema salonlarını doldurmamızı sağlayacak?
İlk film olarak  “Okyanus Dünyası 3D” karşımıza çıkıyor.200 saatlik çekimler sonunda tam 7 yılda tamamlanan filmde son zamanlarda hem yapımcılar hemde izleyenler tarafından oldukça tercih edilen bir özellik olan 3D de kullanılmış.Filmin prömiyeri Cannes film festivalinde yapıldı.Film boyunca Avustralya’daki “Great Barrier” resifinden Meksika’daki “Roca Partida”ya kadar farklı okyanuslardaki köpek balıklarının hayatına şahit olacakmışız.Bu yapıma film demek ne derece doğru bilemiyorum daha çok belgesel türünde bir yapım gibi geldi bana ama bakalım gidenler ne kadar memnun ayrılacak ?İşte fragmanı;izlemeden gitmeyin derim.

İkinci filmimiz haftanın tek Türk yapımı “Nefes:Vatan Sağolsun“.Film, 2365 metre yükseklikteki Karabal Jandarma Karakolu’nu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki kırk askerin hikayesidir.Günümüzdeki siyasi ve sosyal olayları gözönünde bulunduracak olursak filmin zamanlaması çok başarılı gibi duruyor.Ayrıca netten edindiğim bilgileride sizinle paylaşmak isterim ki o da şu;”… film 3’üncü gününde 334 bin 215 izleyici rakamına ulaştı. Nefes böylelikle bu yaz gösterime giren filmler arasında hafta sonu en iyi açılış yapan film rekorunu kırarak büyük bir başarıya imza attı. Ayrıca Nefes’in fragmanı, film vizyona girmeden internette son bir ayda 2 milyon kişi tarafından izlenmişti.”Bu bilgiden sonra sıra fragmanda;

Korku filmlerinden hoşlananlar için güzel bir haber:”Drag Me To Hell“,Türkçe adıyla “Kara Büyü”.Film adıyla zaten konusu gayet güzel özetlemiş durumda o yüzden konusuyla ilgili bilgi vermeme gerek yok gibime geliyor.Imdb tarafından 7.4 alan film, izleyici yorumlarından anladığımız kadarıyla seyircisini de oldukça etkilemişe benziyor.Fragmanına bir bakın isterseniz:

İşte geldik haftanın en iddialı filmine.Bir Pixar şaheseriyle daha karşı karşıyayız.Her filminde seyircinin beklenti çıtasını bir birim daha yukarı çıkaran pixar, fragmanıyla bile insanı büyüleyen yeni filmi “Up” ile bunu bir kez daha başarıyor ve sizlere kahkaha dolu 1sa 36 dk vaad ediyor.En ünlü video sitesilerinde fragmanı 2.250.00 civarında izlenmiş olan up sizi harika bir komediye daha davet ediyor.Film fanatikleri ve tabiki pixar hayranları tarafından da kesinlikle kaçırılmaması gereken bir film.Film, gençlere ve genç kalanlara… İyi seyirler… 😉

Taking Woodstock” “Özgür Woodstock”.Gerçekten farklı bir film.Gerçek bir hikayeden esinlenilmiş olması ona bu özelliği katıyor olabilir.Ama film severler için farklı bir heyecan hiçte fena olmaz değil mi!?Filmde “PS: i love you” dan da tanıdığımız Jeffrey Dean Morgan da rol alıyor.Filmin konusu kısaca şöyle;yıl 1969… Greenwich Köyü’nde yaşayan bir iç mimar olan Elliot Tiber, köhne bir motelde yaşayan ebeveynlerine yardım etmek için El Monaco’ya geri dönemk zorunda kalır. Banka evlerine haczetmek istemektedir, sigorta borcunu ödeyemeyen babaları ise evi yakma niyetindedir. Komşularından yakında hippilerin bir müzik festivali düzenleyeceği haberini alan Elliot yapımcıları arar. Niyeti köhne otellerinden bir miktar para kazanabilmektedir. Yaklaşık 3 hafta sonra yarım milyon insan çok yakınlarındaki arazide toplanmıştır. Bu Elliot için bir kuşağın yaşamını, kültürünü keşfetme fırsatı yaratacaktır.Nasıl?Cazip geldi mi?Birde fragmana bakın bakalım 😉

Haftanın son iki filmi de şöyle;”Children Of Glory” yani “Zafer Çocukları” ve “Coco Chanel & Igor Stravinsky” “Büyük Aşk” .Bu hafta boş zamanınızı değerlendirebileceğiniz çok güzel fırsatlarınız var.Ne yapmalıyım diye düşünmeyin;farklı dünyalara adım atın derim ben 😉
Herkesin güzel vakitler geçirmesini dilerim…
İyi Seyirler….

Read Full Post »

Nerden başlasam;nasıl anlatsam diyerek MFÖ’nün güzel parçalarından biriyle konuya giriş yaptım.Ama konumuz müzik değil sinema o yüzden bir hooooopla konumuza dönüyoruz… ;)Film severler açısından çok bereketsiz geçen bir yazdan sonra sinema sezonunun da açılmasıyla ceplerimiz isyan gözlerimiz bayram etmeye başladı bile…=D Açıkçası ben çoğunu izlemedim ama merak ettim…Şimdi kısa kısa vizyondaki filmlere bir göz atalım…
İlk filmimiz bir Türk yapımı olan “Sizi Seviyorum“.

Başrolleri Emre Altuğ,Irmak Ünal(ki kendisinin oyunculuğunu iddia ettiğinin aksine hiç başarılı bulmamaktayım),Durul Bazan ve Zeynep Beşerler paylaşıyor.Konusu ise şöyle;erkeklerin rüyası olan hergün başka bir kadınla uyanmak nasıl olurda bir kabusa dönüşür…Kızları sevgilisiyle gittiğinde filmin sonunda “Bak Bakta gör.Ayağını denk almazsan başına bunlar gelir.”deme şansına eriştirebilecek erkeklerinse 90dk kabus içinde yaşamasına ve ardındaki artçı dırdırlara sebep olacak bir romantik komedi…

Sıradaki filmimizin başrol oyuncusu benim son zamanlardaki favori aktörüm “Gerard Butler”.Filmin adı “The Ugly Truth”  Türkçe’ye “Kadın Aklı Erkek Aklı” diye çevrilmiş.Konuya da gayet uygun bir ad olmuş her ikiside bana göre. 🙂 Daha önce birçok aksiyon ve tarih filminde rol alan ve bunların üstesinden başarıyla kalkan İskoç aktöre Katherine Heigl eşlik ediyor.Filmimiz sinemalar.com’dan 8.0 imdb’dense 6.0 puan almış.Bende ikisinin ortası 7.0 ile puanımı sizlerle paylaşıyorum. 😀 Sanatsal olarak büyük bir beklenti içinde olmadan sadece gülmek için giderseniz çok keyifli 1 sa 36 dk geçirip yüzünüzde filmden arda kalan tebessümle salondan ayrılabilirsiniz(tabi bu kadar süre Gerard Butler’ı görmeninde gözlerimize yaşattığı bayram cabası ;D ).Herşeye rağmen 2009 yılının en iyi romantik komedisi olarak gördüğümü belirtmeden yazıma son veremeyeceğim. İşte Fragmanı:

İki hafta önce vizyona giren bir diğer favori filmime gelecek olursak,işte adı “Gamer“.Filmin afişindeki sloganı ise “Sizi kim oynuyor?” .Film,  psikopat bir dahi tarafından oluşturulmuş, zengin insanların kendilerini tatmin etmek için oynadığı idama ya da müebbet hapse mahkum olanların oyuncu olduğu ve kimsenin sağ çıkamadığı bir oyunda herkesin tek favorisi “Kable”.Teknolojinin gelişme hızına bakarsak filmdekilerin başımıza gelme ihtimali gittikçe yükseliyor mu ne ? Yine bir aksiyon filminde görüyoruz Gerard Butler’ı(daha nicelerine diyorum. :D).Görüntü kalitesi tam bir ps3 kalitesinde.İnsan başlangıçtan bir süre sonra film mi seyrediyo yoksa oyun mu oynuyo bunun ayrımını yapamaz hale geliyor.Marlyn Manson’ın müzikleride filme kaba tabirle “cuk” oturmuş.Oyun tutkunlarına şiddetle tavsiyemdir ;).İsterseniz fragmana bir göz atın…Bence pişman olmazsınız… 😀

Haftanın filmlerinde ise en çok merak ettiğim iki film var biri “Zaman Yolcusunun Karısı” diğeri ise “Aşkın(500) Günü.
Roman uyarlaması olan ve başrollerinde Eric Bana ile Rachel Mcadams’ın olduğu “Zaman Yolcusunun Karısı” romantik film severler için uygun bir seçim olabilir.Afişinden filmin duygusal olduğu izlenimine kapılsamda konusunda  komedide içerdiğini tahmin ediyorum.

Aşkın(500) Günü” adlı filme gelince gerçek aşkın varlığına inanmayan bir kadın ve o kadına aşık adamın başından geçen bir film sizce nasıl olur?Biz sinema tutkunları buna romantik-komedi diyoruz kendi aramızda.. :DFragmanını izleyin gidip gitmiyeceğinize siz karar verin…

Şimdilik yeter…Haftaya yeni film paylaşımında bulunana kadar bol fragmanlı ve sinemada geçen günler dilerim. ;D

Read Full Post »